Peygamber (s.a.a)�in huzurunda idik. Meymune isminde olan hanımlarından
birisi de orada idi. Bu esnada âma (kör) olan İbn-i Ümmü Mektum
Resulullah�ın huzuruna geldi. Resulullah (s.a.a) bana ve Meymune�ye;
�İbn-i Ümmü Mektum�un karşısında hicabınızı (kendinizi) koruyun.�
Ya Resulellah o âma değil midir, hicaplı olmamızın ne anlamı vardır? dediğimizde de şöyle buyurdular:
�Siz de mi körsünüz? Siz onu görmüyor musunuz?�[5]
Hz. Ali (a.s) şöyle buyuruyor: �Bir gün Resulullah (s.a.a) istirahat halinde idi. Oğlu İmam Hasan su istedi. Resulullah (s.a.a) de bir kaba biraz süt sağıp onu Hasan�a (a.s) verdi. Hüseyin (a.s) bu durumu görünce sütü almak için yerinden kalktı. Ama Resulullah (s.a.a) ona mani olup sütü Hasan�a verdi. Bu durumu görünce şöyle dedim: �Ya Resulellah! Güya Hasan�ı daha çok seviyorsun� Resulullah cevaben buyurdular ki: �Hayır öyle değildir. Benim Hasan�ı savunmamın sebebi, öncelik onun hakkı olduğu içindir. Çünkü O, daha önce su istemişti, sıraya riayet etmek gerekir.�[2]
Bir gün Resulullah (s.a.a) gülümseyerek göğe bakıyordu, bir adam
Hazretin gülmesinin sebebini sorunca Resulullah (s.a.a) şöyle
buyurdular: �Evet göğe bakıyordum, iki melek, kendi yerinde ibadetle
meşgul olan mümin bir kulun gece gündüz yaptığı ibadetlerinin
mükafatını yazmaları için yeryüzüne indiler, fakat onu, hasta
olduğundan dolayı ibadetgahında bulamayınca göğe çıkıp Hak Teala�ya
şöyle arz ettiler: �Ey Rabbimiz! Biz o mümin kulun ibadetini yazmak
için her zamanki gibi onun ibadetgahına gittik, fakat onu orada
bulamadık, hasta yatağına düşmüştü.�
Allah-u Teala, o meleklerin cevabında şöyle buyurdu: �O mümin kul,
hasta yatağında olduğu sürece, her gün ibadetgahında olduğu zaman ona
yazdığınız her günün sevabı miktarınca ona sevap yazın. Hasta yatağında
olduğu müddetçe onun hayır amellerinin mükafatı bana aittir; onun
mükafatını ben vereceğim.�[1]
Allah'ım! ben, rahmet peygamberi Muhammed Sallallahu aleyhi ve
alih'i huzuruna vasıta ederek niyaz ediyor ve Sana yöneliyorum.
Ya Eba'l-Kasım, Ey Allah'ın resulü, ey rahmet önderi, ey efendimiz ve mevlamız!
Gerçekten biz seni vasıta ederek Allah'a yöneldik, şefaat diledik ve Allah'a
yakınlaştık;
ve hacetlerimizin verilmesi için seni önümüze aldık;
Ey Allah katında şerefli olan, bize Allah indinde şefaat eyle.
Ya Eba'l-Hasan, Ey Müminlerin Emiri, Ey Ali b. Ebi Talib, Ey Allah'ın
yaratıkları üzerindeki hücceti, ey efendimiz ve mevlamız!
Gerçekten biz seni vasıta ederek Allah'a yakınlaştık;
ve hacetlerimizin kabulü için seni öne aldık.
Ey Allah katında şerefli ola, şefaat eyle bize Allah indinde.
Ey Fatımet'üz Zehra, ey Muhammed (s.a.a) in kızı, ey peygamberin gözünün nuru,
ey seyyidimiz ve serverimiz!
Gerçekten biz seni vasıta ederek Allah'a yöneldik, şefaat diledik ve Allah'a
yakınlaştık;
ve hacetlerimizin verilmesi için seni öne aldık;
Ey Allah katında şerefli olan, şefaat eyle bize Allah indinde.
Ey Eba Muhammed, Ey Hasan İbn-i Ali, ey Mücteba, ey peygamberin torunu!
Ey Allah'ın yarattıklarına hücceti olan, ey efendimiz ve mevlamız! Gerçekten
biz seni vasıta ederek Allah'a yöneldik, şefaat diledik ve Allah'a yakınlaştık;
ve hacetlerimizin verilmesi için seni öne aldık;
Ey Allah katında şerefli olan, şefaat eyle bize Allah indinde.
Ey Eba Abdillah, ey Hüseyin İbn-i Ali, ey şehid ve ey peygamberin torunu!
Ey Allah'ın yarattıklarına hücceti olan, ey efendimiz ve mevlamız!
Gerçekten biz seni vasıta ederek Allah'a yöneldik, şefaat diledik ve Allah'a
yakınlaştık;
ve hacetlerimizin verilmesi için seni öne aldık;
Ey Allah katında şerefli olan, şefaat eyle bize Allah indinde.
Ey Eba'l-Hasen, ey Ali İbn-i Hüseyin, ey Zeynel-Abidin, ey peygamberin torunu!
Ey Allah'ın yarattıklarına hücceti olan, ey efendimiz ve mevlamız!
Gerçekten biz seni vasıta ederek Allah'a yöneldik, şefaat diledik ve Allah'a
yakınlaştık;
ve hacetlerimizin verilmesi için seni öne aldık;
Ey Allah katında şerefli olan, şefaat eyle bize Allah indinde.
Ey Eba Cafer, ey Muhammed İbn-i Ali, ey İmam-ı Bakır, ey peygamberin torunu!
Ey Allah'ın yarattıklarına hücceti olan, ey efendimiz ve mevlamız!
Gerçekten biz seni vasıta ederek Allah'a yöneldik, şefaat diledik ve Allah'a
yakınlaştık;
ve hacetlerimizin verilmesi için seni öne aldık;
Ey Allah katında şerefli olan, şefaat eyle bize Allah indinde.
Ey Eba Abdillah, ey Cafer İbn-i Muhammed, ey İmam-ı Sadık, ey peygamberin
torunu!
Ey Allah'ın yarattıklarına hücceti olan, ey efendimiz ve mevlamız!
Gerçekten biz seni vasıta ederek Allah'a yöneldik, şefaat diledik ve Allah'a
yakınlaştık;
ve hacetlerimizin verilmesi için seni öne aldık;
Ey Allah katında şerefli olan, şefaat eyle bize Allah indinde.
Ey Eba'l-Hasen, ey Musa İbn-i Cafer, ey İmam-ı Kazım, ey peygamberin torunu!
Ey Allah'ın yarattıklarına hücceti olan, ey efendimiz ve mevlamız!
Gerçekten biz seni vasıta ederek Allah'a yöneldik, şefaat diledik ve Allah'a
yakınlaştık;
ve hacetlerimizin verilmesi için seni öne aldık;
Ey Allah katında şerefli olan, şefaat eyle bize Allah indinde.
Ey Eba'l-Hasen, ey Ali İbn-i Musa, ey İmam-ı Rıza ve ey Peygamberin torunu!
Ey Allah'ın yarattıklarına hücceti olan, ey efendimiz ve mevlamız!
Gerçekten biz seni vasıta ederek Allah'a yöneldik, şefaat diledik ve Allah'a
yakınlaştık;
ve hacetlerimizin verilmesi için seni öne aldık;
Ey Allah katında şerefli olan, şefaat eyle bize Allah indinde.
Ey Eba Cafer, ey Muhammed İbn-i Ali, ey İmam Takıyyül-Cevad, ey peygamberin
torunu!
Ey Allah'ın yarattıklarına hücceti olan, ey efendimiz ve mevlamız!
Gerçekten biz seni vasıta ederek Allah'a yöneldik, şefaat diledik ve Allah'a
yakınlaştık;
ve hacetlerimizin verilmesi için seni öne aldık;
Ey Allah katında şerefli olan, şefaat eyle bize Allah indinde.
Ey Eba'l-Hasen, ey Ali İbn-i Muhammed, ye İmam-ı Hadi Naki, ey peygamberin
torunu!
Ey Allah'ın yarattıklarına hücceti olan, ey efendimiz ve mevlamız!
Gerçekten biz seni vasıta ederek Allah'a yöneldik, şefaat diledik ve Allah'a
yakınlaştık;
ve hacetlerimizin verilmesi için seni öne aldık;
Ey Allah katında şerefli olan, şefaat eyle bize Allah indinde.
Ey Eba Muhammed, Ey Hasen İbn-i Ali, ey İmam Zekiyyül-Askeri, ey peygamberin
torunu!
Ey Allah'ın yarattıklarına hücceti olan, ey efendimiz ve mevlamız!
Gerçekten biz seni vasıta ederek Allah'a yöneldik, şefaat diledik ve Allah'a
yakınlaştık;
ve hacetlerimizin verilmesi için seni öne aldık;
Ey Allah katında şerefli olan, şefaat eyle bize Allah indinde.
Ey İmam Hasen'ül-Askeri'nin vasisi ey (peygamber soyundan) hüccet olarak kalan
iyi halef, ey kıyam etmesi beklenen Mehdi, ey peygamberin torunu!
Ey Allah'ın yarattıklarına hücceti olan, ey efendimiz ve mevlamız!
Gerçekten biz seni vasıta ederek Allah'a yöneldik, şefaat diledik ve Allah'a
yakınlaştık;
ve hacetlerimizin verilmesi için seni öne aldık;
Ey Allah katında şerefli olan, şefaat eyle bize Allah indinde.
Ey efendilerim ve mevlalarım, ey İmamların, ey yoksulluk ve hacet günlerimde
(yardımıma koşacak) vasilerim, ben sizi vasıta ederek Allah'a yöneldim;
ve sizinle Allah'a yakınlaştım, şefaat diledim;
Artık şefaat edin bana Allah indinde ve Allah katında beni yaptığım günahlardan
kurtarın; sizsiniz benim Allah katındaki vesilelerim;
ve sizi sevmek, size yakınlaşmakla, Allah'tan kurtuluş ümit ederim.
Öyleyse Allah katında ümit (sermayesi) olsun bana ey efendilerim, ey Allah'ın
velileri!
Allah rahmet etsin bütün onlara.
Allah lanet etsin, onlara zulmeden Allah düşmanlarına; evvellerinden sonlarına
kadar...
Filistin Sorunu Filistin Sorunu (Palestinian Question)
Üç büyük dince (Musevilik-Hristiyanlık-İslam) kutsal sayılan Filistin
toprakları ile ilgili sorun. Günümüzün en karmaşık uluslararası sorunlarından
birisi olan Filistin sorununun çok eski bir geçmişi vardır.
Sorunun günümüzdeki mevcut biçiminin, XIX. yüzyıl sonlarında başlayarak XX
yüzyıl başlarında yoğunlaşan Yahudi göçü sonucunda, 1948 yılında bu toprak
üzerinde İsrail Devlet'inin oluşturulması ile ilgili olduğu söylenebilir. Bu
tarihten başlayarak meydana gelen Arap-İsrail çatışmaları veya İsrail'in giriştiği
tek yanlı eylemler sonucunda, hemen tüm Filistin toprakları İsrail'in işgali
altına girmiş, bu topraklarda yaşayan insanların büyük çoğunluğu diğer Arap
ülkelerindeki mülteci kamplarına göçmüşlerdir. 1948 yılında Arap ülkelerinin
muhalefetine rağmen, İsrail'in kuruluşu Birleşmiş Milletler tarafından
onaylanmıştır. Birleşmiş Milletler, bunu izleyen yıllarda, İsrail'in kuruluş
aşamasındaki sınırlarının dışında işgal ettiği toprakları terketmesi yolunda ve
de özellikle Filistin mültecilerinin durumlarının iyileştirilmesi doğrultusunda
sayısız karar almışsa da, bu konularda pek önemli bir gelişme sağlanamamıştır.
Soruna bir çözüm bulunamamasında, anlaşmazlığın oldukça karmaşık bir nitelik
taşımasının yanı sıra Arap ülkelerinin kendi aralarındaki anlaşmazlıklarının
sürmesinin, süper güçlerin bölgedeki çıkarları ile ilgilenmelerinin ve
İsrail'in askeri gücünün önemli rolü vardır.
1987'de Ortadoğu'da etkinliğini artıran Sovyetler Birliği, Filistin Kurtuluş
Örgütünün Yaser Arafat liderliğinde yeniden birleşmesinde önemli rol oynamaya
başladı. 20 Nisan 1987'de Cezayir'de yapılan Filistin Ulusal Konseyi
toplantısında Arafat'ın Ürdün Kralı Hüseyin ile 1985 yılında İsrail karşısında
barış girişimlerini ortaklaşa sürdürme konusunda vardıkları anlaşmayı feshetmesi
üzerine örgüt içinde yeniden birlik sağlandı.Yıl sonuna doğru Amman'da toplanan
Arap Birliği zirvesinde, barışın ön koşulunun "işgal altındaki tüm Arap
topraklarının, özellikle Kudüs'ün kurtarılması" olduğu vurgulandı. Diğer
yandan, işgal altındaki topraklarda FKÖ'nün genel yönlendirilmesi ile Aralık
1987 başlayan "intifada" (ayaklanma) hareketi karşısında İsrail
ordusunun kullandığı dayak ve işkence yöntemleri, Filistin halkı ile geniş bir
uluslararası dayanışma yolu açtı. İsrail hükümeti ile kamuoyunda da ciddi görüş
ayrılıkları doğurdu.
13 Eylül 1993'te FKÖ ve israil arasında imzalanan "İlkeler
Andlaşmasının" ardından başlayan "Ortadoğu Barış Süreci" içinde
Mayıs 1994'te Kahire'de yapılan anlaşma ile İsrail Gazze ve Batı Şeria'yı
Filistin Özerk Yönetimi İdaresi altına bırakmayı kabul etmiştir. Bugün Gazze ve
Batı Şeria'da Filistin Özerk Yönetimi İdareyi sağlamakta, Filistin polis gücü
asayiş hizmetlerini yürütmektedir.
Filistin özerk yönetimi idaresi altındaki bu bölgede bugün ciddi bir işsizlik,
altyapı, konut, gıda ve sağlıklı içme suyu bulamama sorunları vardır. Özellikle
Gazze'de altyapı yetersizdir ve içebilecek su kaynakları hızla bozulmaktadır.
Bölgede ciddi yatırımlara ihtiyaç duyulmaktadır. Yeni yönetimin deneyimsizliği
ve maddi imkansızlıklar sebebiyle kamu hizmetleri aksatmaktadır. Bu bölgelerde
hala olaylar çıkmakta, İsrail güvenlik güçleri ile halk zaman zaman karşı
karşıya gelmektedir.